artemisartemis 15 Takipçi | 6 Takip

Ben kadınım!...

2015-03-08 17:10:00
Ben kadınım!... |  görsel 1

Ben, erkeklere emanet edilmiş bir mal değilim. Kemiğinizden de yaratılmadım. Ayağım altına cennetini koyma un ufak ederim. Çiçek de babandır! Devamı

8 Mart Dünya kadınlar Günü

2015-03-08 01:40:00
8 Mart Dünya kadınlar Günü |  görsel 1

Senede bir gün anılan, "adı olmayan" kadının günü Toplum tarafından hor görülen, ikinci sınıf muamelesi gören kadının günü   Konuşma hakkı verilmeyen, fikri sorulmayan, ne düşündüğü dahi önemsenmeyen kadının günü Eğitim hakkı verilmeyen, eş seçemeyen, kaderinin birilerinin inisiyatifinde verilen kadının günü   Kocası tarafından sokak ortasında dövülen, mutsuz olduğu halde "gelinlikle çıkılan eve kefenle dönersin" dendiği için geri dönemeyen kadının günü   İş yerinde, sokakta, okulda; patronu, arkadaşı, komşusu tarafından tacize uğrayan, konuşursa "suçlanırım" korkusuyla sessiz kalan kadının günü   Gizli gizli yastığına ağlayan, hiçbir şey olmamış gibi güne başlayan kadının günü   Hayalleri sorulmayan,   Saygı görmeyen,   Ne giyeceğine, nereye gideceğine, kimlerle konuşacağına "toplumun" karar verdiği,   Eteğinin boyuna, kahkahasına göre namusu ölçülen,   Değer görmeyen,   "Dilediğince yaşama" hakkı verilmeyen kadının günü..     Kadınlar! Günümüz kutlu olsun... ... Devamı

Huzursuz Ruh

2015-03-07 23:24:00

  Ruhu yerinden çıkmış boş bir ceset gibi dolaşıyorum evin içinde. Amaçsızlık mı, aldığım ilaçlar yüzünden mi bilemiyorum.  Ellerimi uzattıkça kayıp gidiyor her şey Hayallerim uzaklaşıyor Koştukça bir adım daha ileri gidiyor Yoruluyorum Koşamıyorum ardından Sanki gizli bir el, beni daha gerilerde bir yerlere savuruyor Batıyorum Çırpındıkça daha da batıyorum Bu his beni mahvediyor Balkona çıkıp, gelen geçen insanları izliyorum. Onları bu hayata bağlayan amaçların ne olduğunu düşünmeye çalışıyorum Yüzleri ifadesiz, mutlular mı mutsuzlar mı ayırt edemiyorum Düşünmedikleri kanısına varıyorum. Kaç insan mutlu olup olmadığını sorgular ki? Verilmiş bir nimet olmalı diyorum kendi kendime Yanlış zamanda, yanlış yerde olduğunu düşünen kaç insan var benim gibi? Buraya ait değilim diyorum. Hoş, artık nereye ait olduğumu bilmiyorum...       ... Devamı

Samimiyetsizlik!...

2012-11-27 13:04:00
Samimiyetsizlik!... |  görsel 1

Gün içinde sorulan "nasılsın" en samimiyetsiz soru, verilen "iyiyim" cevabı ise en büyük yalan!.. Devamı

ZIKKIMIN KÖKÜ!

2012-11-25 20:37:00
ZIKKIMIN KÖKÜ! |  görsel 1

  Yarın komşularım bana geliyor ve ben ne yapacağımı bilmiyorum. Ne yapılır bilmiyorum. Nasıl yapılır hiç bilmiyorum.  Bu durumlarda google amca can kurtarıcı görevi görür. Ne kadar gereksiz bilgi varsa hepsi onda, cevabını alamayacağın hiçbir soru yok. Yazıyorsun arama kutusuna “eyvah yarın misafirim geliyor, ne yapsam ki?” diye pat listeleyiveriyor. Uzun bir uğraştan sonra poğaça yapmaya karar veriyorum. Seçiveriyorum sitenin birini, başlıyorum malzemeleri hazırlamaya. Biraz un, biraz tuz, maya, yağ, peynir vs.vs.vs …  Buraya kadar her şey çok güzel.  Un , tuz, maya ve yağı karıştırıp, alabildiğince su koyuyoruz. Alabildiğince! ALABİLDİĞİNCE! A-LA-BİL-Dİ-ĞİN-CE! Ne demek ki bu ya? Ne kadar koyarsan o kadar alır. O kadarla da kalmıyor, hamur kulak memesi kıvamında olmak zorunda, başka yolu yok. Yok kurtarmaz! Su koyuyorum, cıvık oluyor. Un koyuyorum daha katı. Ben su koydukça sıvılaşıyor, un koydukça da katılaşıyor. Yok, bunun bir sonu yok. Sabaha kadar gider bu bu şekilde… Her yer hamur içinde, parmaklarının arasına yapışıyor, ellediğin her yerde bırakıyor kendinden bir parça. İstediği kıvama getiremiyorum bir türlü. Aşağıya indiriyorum, yok. Yukarı çıkarıyorum, yok. Her yer un içinde. İnanılmaz bir şey bu ya, kendi kendine evin her yerine saçıldı. Evet kendi kendine! Evimi bu hale ben getirmiş, evimi bu denli ben dağıtmış olamam. Tamam kabul, hamur yapmak zor iç. Kulak memesi kıvamına getirmek daha da zor... Poğaça mevzusuna hiç girmiyorum bile. Hayır her şey bu kadar zorken komşularımın bu kadar hamarat, bu kadar becerikli olmaları şart mıydı? Geldiğim günden beri envai çeşit yemek getiriyorlar, hani o kadar zor yemekler ki hangi arada derede yapıyorlar bir türlü anlamıyorum. Sanki bütün... Devamı

Araf

2012-11-25 16:04:00
Araf |  görsel 1

Gitmek mi zor, kalmak mı? "Ne gitmeye yeter gücün, ne de kalmaya; arafta bir yerlerde kaybolorsun", işte en zoru bu!... Devamı

Oya BAYDAR / O MUHTEŞEM HAYATINIZ

2012-11-13 15:07:00
Oya BAYDAR / O MUHTEŞEM HAYATINIZ |  görsel 1

          Hangisi gerçek hayatım benim? Kendi yaşadığım mı, onun anlattığı mı? Muhteşem hayatlar, parlak dekorlar arkasında neler saklar? Muhteşem, ışıltılı, kusursuz görünen yüzümüzde, kendi kendimizden bile sakladığımız ne yıkımlar gizlidir? Kendini tanımak kendi gerçeğiyle yüzleşmek insanı nerelere sürükler?   Her kitabın bir ruhu vardır. Her kitap yeni ufuklara götürür insanı, kimi kapıları tekrar zorlar, kimi kapıları ise açılmamak üzere kapatır... Biraz acıtacak ama elinizden bırakamayacağınız enfes bir öykü. O MUHTEŞEM HAYATINIZ ... Devamı

Yasak aşk!..

2012-08-06 02:53:00

                             Banyoya diz çökmüş, elindeki predictore, hemen üstündeki çift çizgiye bakıyordu. Hamileydi. Son yaptığı 6. test de yanılmış olamazdı. Hamileydi işte. Hayatının aşkından, sevdiği adamdan hamileydi.                                     Heyecanlanmıştı, içi tarifsiz bir mutlulukla bürünmüştü. Şaşkındı, bu nasıl olurdu? Sevinçliydi, içinde sevdiğinden bir parça vardı. Yaşadıkları en özel anların somut deliliydi bu. Çok sürmedi bu sevinç, bütün mutluluğu alıp götürmüştü zehirli düşünceleri.                                     Yasak aşktı onlarınki. Yer yoktu böyle bir sevince, asla olmaması gerekirdi bunun.  Hayır, söyleyemezdi bunu adama.  Her şeyini bırak benimle gel diyemezdi. Bile bile seçmişti ikinci kadın olmayı. Onu böylesine bir ikileme sürüklemeye hakkı da yoktu.                                                                 Ya kızarsa diye düşündü! Ya onu suçlarsa, neden tedbir almadın diyerek? . Kürtaj olacaksın diye diretirse, ya  daha da çirkinleşip kasıtlı yaptığını iddia ederse.                                   Hayır, asla söyleyemezdi bunu ona. Her iki durumda da facia ile sonuçlanırdı, mutlaka üzülecekti bir taraf. Bir karar vermek zorundaydı. Ya k... Devamı

Yılbaşı Gecesi

2012-07-31 01:11:24
Yılbaşı Gecesi |  görsel 1

                                            Bir köşe seçti kendine, ıssız, ama herşeyi görebileceği bir köşe. Hamile bir kadın geçiyordu hemen yanıbaşındaki caddeden. Biraz zor adım atıyordu, bacaklarını hafif açmış, sanki bacak arasında onu rahatsız eden bir şey vardı. Tahmini olarak gebeliği 7. ayındaydı. 7 ay önce bugün sevişmişti biriyle. Bir yılbaşı gecesiydi belki de.                                              Kocası maaşını almıştı, çok çalıştığı için bir de prim vermişti maaşının yanı sıra. Ömürlerinde ilk kez  dışarda geçirmek istedi yılbaşı gecesini. Arkadaşını arayıp fikrini sordu. Şık ama ucuz bir yer olmalıydı. Belki biraz alkol de alabilirlerdi. Karar verdiler hepbirlikte gitmeye. Eşi, arkadaşı ve arkadaşının eşi. Rezervasyon yaptırdılar, bir balık reestaurantına.  Biraz geç kalmışlardı rezervasyon için, kapı ağzı olsa da bulmuşlardı boş bir masa. Eşine telefon açıp planlarından bahsetti. Hazırlanmasını istedi. Güzel bir şey giy, gideceğimiz yere hep zenginler gidiyor diye de ekledi. Amca kızının düğününde giymek için aldığı elbiseyi çıkardı kadın. Saçlarını sardı, makyajını yaptı, giyindi ve kocasını beklemeye başladı.                                                Restauranta girdiklerinde küçük çaplı bir şok yaşadı kadın. Herkes baloya gelmiş gibiydi, hepsinin üstünde de gece kıyafetleri vardı.  Bu soğukta üşümüyorlar mı acaba diye düşündü.  Onl... Devamı

Aşk Dansı

2012-07-28 03:09:29
Aşk Dansı |  görsel 1

                           Tam karşısındaydı bir çift göz. Gözbebekleriyle kenetlenmişti  adama. Baştan aşağı süzdü, siyah ayakkabılarını, füme rengi ceketini, ceketin altından göz kırpan krem rengi gömleğini, ceketiyle aynı renkte pantolonunu, pantolonun çizgilerini, kemerini…                            Adam ceketini çıkardı, bir hamlede kıravatını… Özgürlüğünü ilan edercesine fırlatıp attı. Düştüğü yere dönüp bakmadı, almadı gözlerini kadının gözlerinden…                             Kadın  nazik bir hareketli ayakkabının bir tekini usulca bıraktı olduğu yere, sonra diğerini…  Geriye siyah, bacaklarının tüm güzelliğini gözler önüne seren, omuzunda tek askılı elbisesiyle kaldı. Kırmızı ojeli, bembeyaz ayaklarını sergilemek, dikkat çekmek istercesine parmak uçlarına basarak yürüdü.    Bir adım kadın geldi, bir adım adam… Ortada buluştular.   Işıklar söndü   Müzik başladı                                   Adam bir elini uzattı kadına, kadın karşıladı havada. Sanki bu anı bekliyormuşcasına, sanki önceden anlaşmışlar gibi.                                   Adam çekiverdi kadını kendine, diğer elini beline doladı. Ne sıkıca, ne de gevşek…  Ne boğarcasına sahiplendi, ne de umarsızca serbest bıraktı.               &nbs... Devamı

Mutsuzluk şarkısı

2012-07-13 11:17:56
Mutsuzluk şarkısı |  görsel 1

                                  Yorucu bir iş gününde cebelleşirken, arkadaşımdan gelen kahve içme teklifi can kurtarıcı görevi gördü. Özlemişim de hani kız kıza sohbet etmeyi. Evlendi evleneli çok sık görüşemiyorduk. Bu kız arkadaşlar da hep böyledir zaten, evlenip, bir de üstüne çocuk yaptılar mı ara ki bulasın! Yok gece uyuyamadım, yok misafirim gelecek, yok yorgunum, yok çocuk ateşlendi… Dünyanın en meşgul insanları olup çıkıyorlar anasını satayım…   Şehrin en yüksek yerine, göl manzaralı bir kafeteryaya gittik. Kahvelerimizi söyledik. Ve uzun uzun birbirimize baktık. Biz bir araya geldik mi pek susmayız. Birbirimize anlatacak çok şeyimiz olduğundan değil, tamamıyla gevezeliğimizden…  Çok az yaşanırız bu anı; sessiz kalıp, birbirimizin gözlerine bakıp gülmeyi yani. Erkek olsaydı hiç şansı yoktu. Hemcinslerim arasında çok azı bende böylesine hayranlık uyandırmıştır. Hayatımda gördüğüm en seksi dişi, en akıllı hatun, en sohbeti hoş insan. Çok da kültürlüdür hani. Saçma sapan kıskançlıkları olmaz, kapris yapmaz. Candır o can.   “Nasıl geçti senin büyük aile yemeği” sorusuyla bozduk sessizliğimizi. Kısaca özetlemem gerekirse “Nazikçe gülümse ve içinden küfret” …  Bilirsin işte bizimkileri diyerek gülmeye başladık… -    Sen neden evlenmiyorsun diye tutturdular. Biliyor musun bazen onları hiç anlamıyorum. Ağızlarını açtılar mı şimdi ki aklım olsa evlenmezdim derler, hem de neden evlenmiyorsun diye kafa &... Devamı

AİLE BAĞLARI!..(mış)

2012-07-10 02:14:15
AİLE BAĞLARI!..(mış) |  görsel 1

                                             Uzun zamandır ilk kez bir araya geldik bütün aile. Babam, babamın eşi, tüm kardeşleri ve tabi ki babaannem… Hiç yapmadığım bir şey yapıp, bütün aile yemeklerine eşlik ettim. Sanırım özlemişim kalabalık, gürültülü, kahkaha dolu aile yemeklerini.  Belki de bir aile sıcaklığıdır özlediğim bilemiyorum… Babamın davetini geri çevirmedim. İşten erken çıktım o gün. Büyük bir keyifle evlerine gittim. Lahmacun varmış yemekte, ben yemiyorum ama olsun. Bu anın tadını çıkarmalıyım. Çocuklar açtı kapıyı, kim kimin çocuğu uzunca bir süre ayırt edemedim.   Yalnız kalmak istediğim zamanlar dışında çocuk cıvıltısını hep sevmişimdir. Onların bir şeyler kırıp  dökmesi, zararlı aletleri gösterip “bu ne işe yarıyor” cümleleri beni hep güldürmüştür.                                              Çok geçmeden bir önlük uzattılar. Biraz tuhaf geldi başta ama alıştım. Elime bir soğan tutuşturdular.  Soğan doğramasını unutmuşum keza. Halamın çaktırmadan ellerime bakışı, ah be beceremiyorsun sen iç seslerini duymuş kadar oldum. Ne bakıştır o, alttan alttan göz süzmeler, dudak bükmeler, küçümseyici bakışlar…                  ... Devamı

Komşu mu?, Yok ben almayayım!..

2012-05-22 02:46:12
Komşu mu?, Yok ben almayayım!.. |  görsel 1

Çok sinirliyim bugün. Evimi mi değiştirsem, komşuları mı öldürsem karar veremedim. Nerde yanlış yapıyorum bilmiyorum, yamuk olan ben miyim, insanlar mı çok vıcık vıcık çözemedim.   Kendi hayatımda ve çevremde çok aksi biri olarak bilinmeme rağmen, hangi ara komşuluk ilişkilerine başladım bilmiyorum, tam bu noktayı kaçırmışım.   Ben neden yalnız kalamıyorum isyanlarının dibine vurmuş, kudurmuş aslan misali dolanıyorum saatlerdir evin içinde.   Hafta sonları pek durmam evde. Hoş, otel gibi kullanmanın ötesine gitmedi benim evle olan ilişkim. Sabahtan akşama kadar işte veya okuldayım. Akşam gelip duş alıp geri çıkarım dışarıya. Gecenin bir yarısı dönüp, biraz kitap, biraz TV, biraz internet derken uyurum…   Bazı zamanlar evde oturmayı özlüyorum. Şöyle yalnız başıma, sessiz sedasız, kendi halimde… Eve adımımı atmamla kapının zili çalması arasında beş dakika ya var, ya yoktur. Apartmanın bütün çocukları tek tek yoklarlar. Artemis abla bak annem aldı, nasıl, güzel mi elbisem? Çok tatlı olmuşsun, prenses gibi hatta… (arabayı da arkaya park ettim, nerden anladınız evde olduğumu ya?) Artemis Abla ben yaptım bu resmi nassı olmuş? Çok iyi, bence sen çok yeteneklisin. ( bir rahat vermediniz ya!!!) Artemis abla su verir misin? Ee evet de…. ?!?! (lan anan baban yok mu senin, bir siktirin gidin ya) al canım suyun Artemis abla Caner (komşu çocuğu) beni hep dövüyoo (o zile basan ellerinizi kıracağım veletler, siz de rahatlayacaksınız ben de) Ben hangi ara apartmandaki bütün çocukların ablası oldum? Kim getirdi lan beni buraya?   Danaları yetmiyormuş gibi, anaları da geliyor zırt pırt. Yok, çocuğu ateşlenmiş, yok ishal olmuş, yok kimseyle anlaşamıyorlarmış bla ... Devamı