İSTEDİM ve OLDU

2011-12-27 01:32:00

        Dua etmeye ya da herhangi bir şeyi dilemeye korktuğunuz anlar oluyor mu? Benim oluyor.. Kendimi bir şey isterken bulduğumda hemen durup "gerçekten ne istediğimi" tekrar tekrar soruyorum. Çünkü benim bu hayatta dilediğim her şey gerçekleşti; iyisi de, kötüsü de… Evet, istinasız istediğim her şey oldu!    Evren o kadar muhteşem bir şekilde çalışıyor ki, istediğiniz her şeyi veriyor. Siz farkına varsanız da varmanız da sizin istediğinizi veriyor. Çocuğuna hastalık derecesinde bağımlı bir annenin kızıydım ben. Hep söylediğim bir söz vardır;"sevmeyle, öldürme arasındaki ince çizgide durmak gerekir". Annem bu çizgiyi hep geçerdi. Nefes almak bile zor olurdu bazen. Hep bir mücadele, hep bir savaş oldu aramızda; ben özgürlük isteyen, o sarmak isteyen... İlk verdiğim karar "anaokulu öğretmeni" olmaktı. Evlenmek yok, anne olmak asla yok; onların oyun arkadaşları olmanın ötesine gitmek yok. Meslek lisesine gitmeme rağmen, kat sayısına rağmen lise 3te kazandım üniversiteyi ve sadece üç tercihle... İkinci verdiğim karar "yalnız yaşamaktı”. Üniversiteyi bitirdiğim hemen sonraki yıl annemi kaybettim. Bir süre beraber yaşadıktan sonra da babam evlendi. Yalnız yaşamak hayalken, hiç bir şey yapmadan,  en ufak bir pürüz yaşamadan kucağıma  düştü. İyi ki öldü annem, ya da ben yalnız yaşamak istediğim için annem öldü demiyorum; biz bir şey isterken, daha kalbimizden geçirirken "evren harekete geçiyor" bu istek böyle gerçekleşti. Eğer annem hayatta olsaydı farklı bir yolla olurdu belki de… Hayatta hiç bir şey tesadüf değildir, buna inancım tam… Anne... Devamı

sevilmek mi??

2011-12-23 02:59:00

                     Sohbet arasında "sevmek bu kadar zor mu" dedi, bir arkadaşım. Sevmek zor değil de, sevilmenin ne kadar zor olduğunu biliyor musun sen? dedim.                      Sevmeye başlayınca insanların evrim geçirdiğini düşünmeye başlıyorum. Siz olmadan nefes alamayacaklarmış gibi davranmaya başlıyorlar bir anda. O kadar ki siz olmadan sinemaya bile gidemez hale geliyorlar. Siz olmadan yemek yiyemiyorlar, siz olmadan tatile çıkamıyorlar. O etkilendiğiniz özgüven abidesi kaybolup, sizsiz tuvalate bile gidemeyen bir geri zekalı olup çıkıyorlar karşınıza. Ben yokken ne yapıyordun sen kardeşim?? Aynı anda, aynı şeyleri yapmak zorunda mıyız??? Bensizliğin tadını çıkar; arkadaşlarınla buluş, kitap oku, aileni ziyaret et, yürüyüş yap, alışverişe çık. Ne istiyorsan onu yap, yap ki nefes alalım azıcık!!                                         İlişkinin ilk adımları hep mükemmeldir, hatta en sevdiğim sahnedir bu. Kişiler birbirini tanımaya çalışır bu evrede. Ne tür filmler seversin, kitap okur musun, hayalin nedir, kaç sevgilin oldu, annenin kızlık soyadı nedir diye sürer gider... Taraflar birbirine ısınmaya başladıkça farklılıklar göze batmaya başlayıp, acaba nerden başlasam onu değiştirmeye, nasıl sızsam hayatına bir virüs gibi diye içsel hesaplar başlar     Sevgilim saçların fazla mı göze batıyor? ?????? (ulan dangalak sen beni bu saçlarla beğenmemiş miydin?) ... Devamı

nerdesin?

2011-12-22 15:56:00
nerdesin? |  görsel 1

seni sensiz yaşıyorum ... senmişsin gibi bakıyorum aynaya; daha bir seviyorum gözlerimi.. senmişsin gibi dinliyorum, bütün sesleri senmişsin gibi dokunuyorum saçlarıma ............       Devamı

kimse...

2011-12-21 13:41:00

zamanı yıllarla tartanlar yanılırlar hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle hatta çoğu zaman kendiyle bile yaşanır, içini tohuma bırakır geçer gider geçmez sandıkların bile hiçbir geçen tartılmaz kalanla neyin kaldığını çoğu kez kendi de bilmezken insan kimse kimse kimse sahi kimse ya da hiç kimse söylediklerimden çok sustuklarım seçtiklerimden çok reddedilmek için ne kadar varsam o kadar kimseyim kendime güç kötü bir şey kaderken de kaldıramazken de güç kötü bir şey güçlüyken de güçsüzken de kaldığın yerden devam etmenin karanlığı benzemiyor hiçbir çaresizliğe kimin kaldığı yer var ki dünyada kaldım sandığın yer bizden geçendir çoğunlukla içimizi parçalaya çoğalta hâlâ gittiğim sona aceleci adımlarla bütün iş birinin dediği gibi, yavaşça acele etmek aslında ölene kadar yavaşla işte ölene kadar yavaşla ne başkalaştırırsan o kadarsın başkalarının imtihanlarından büyük gelecekler umma çaresizlik bile bizden bir başkası yapmaya yetmez bize biçilmiş döngüye katlanırız yalnızca bir bakıma hiçbir yerdeyiz bir bakıma yalnızca buradayız var oluşumuzun ağırlığı altında ezilirken yapayalnız ait olduğunu sandığın bütün grupların içinde yapayalnız reddin imkânları sayım kayıpları yoklama kaçakları sanma ki hayat bizi bekler başka kıyılarda oysa biz buradayız halsiz, kanıtsız yılların neyi tarttığını bile bilmeden kendi gücümüzün altında azala azala kollarımız kadar kulaç kalplerimiz kadar sahil hiçbir adanın almadığı yalnızlarız, tamamlanmamış haritasında define ve varlık geleceğin tarihe dağı... Devamı

yollar...

2011-12-21 02:05:00

              Yoruldukça yollara düşenlerdenim. Kendimi bildim bileli hep hazır durur valizim. Öyle 50 çeşit elbise, her birine uygun renkte, stilde ayakkabılar, takılar değil tabi; kağıt-kalem, mp3 ve ayrılmazı kulaklığı,fotoğraf makinesi, pijama takımı; şöyle en cicili, en renklilerinden ve birkaç çift çorap...             Bazen ilk gördüğüm otobüse atlarım, kaptan nereye derse...  Azıcık nefes almak, yolları izlemenin yanında, birkaç saat, birkaç gün sessizliği yaşamak adına. Hiç olmak; kim olduğunu unutmak, belki bir süre yok olmak adına...             Şehrin gürültüsünden kaçmak, günlük koşuşturmaların içinde kaybolan "ben"i bulmak adına. belki biraz daha "ben"e, "ben" i hatırlatmak adına. Çevrenin yüklediği anlamları, sokmak istedikleri kalıpları yıkmak adına. Birilerinin bir şeyleri olmanın yüklediği anlamsız sorumluluklardan kaçmak adına...             Hele alınca tadını, her şehrin kendine has kokusunu, rengi olduğunu; güneşin her yerde aynı doğmadığını, her tanıştığınız yeni insanın, yeni ufuklar açtığını. Özgürlüğün o muhteşem tadını...  Bir şeylere yetişme çabası olmadan, yudum yudum tadına varılan kahvaltıların hazzını.  Hiç bilmediğiniz, hayatınızda ilk kez geldiğiniz, belki bir daha gelmeyecek olduğunuz bir otel odasından, şehri izlemenin yaşattığı o eşsiz duyguyu... Yollarda kaybolmayı, kaybolmanın verdiği muzur mutluluğu...           Bir gün alacaksınız valizinizi bir daha hi... Devamı

adam mal beyler, bayanlar!

2011-12-20 12:49:00

Çayım bitmiş, dünya çok adaletsiz! Park yeri bulamadım, neden ben? Arkadaşım benle konuşmadı, ne kadersizim! Bütün iş arkadaşlarım prim aldı ama ben alamadım, patron bana karşı!       Bütün dünya bir olmuş garibimle uğraşıyor. Herkes birlik içinde, sanırım kasıtlı bir şekilde “sırf o mutsuz olsun” diye ona karşı duruyor.  O çok mükemmel ama kimse anlamıyor onu. O her şeyi iyi yapıyor ama ne yapsın işte şanssız. O çok çalışıyor ama karşılığını alamıyor, e haklı tabi “o kadersiz”   Komik, sinir bozucu, en fazla da o bir ezik insan modeli. Ona sorsan “o hep mağdur”. Mağduru oynamak vicdanını mı rahatlatıyor, kendisiyle yüzleşmekten mi alıkoyuyor nedir?   Gidip yanlarını, omuzlarından tutup iyice bir sarsmak istiyorum. Dünyanın adaletsiz olmadığını, o primi neden alamadığını, neden park yeri bulmadığını, neden sevgilisinin olmadığını, en çok da neden BAŞARISIZ olduğunu. Böyleleri alışmıştır duygu sömürüsü yapmaya; her iki sözünün biri "kaderim işte" dir. Çok sıkıcıdır, genelde de pek arkadaşları olmaz; ona sorsan "dünya adaletsiz".   Mücadele etmekten hoşlanmazlar, sorsanız kelime anlamını bile bilmezler. Kendi diliyle "kadere teslimiyet" vardır. Önüne koyarsanız yer, koymazsanız yemez, isteyemez bile. Çünkü o bir kadersiz Gökten para yağsa eminim onların üstüne kuruş düşmez  :)) çünkü o bir kadersiz ... Devamı

farklı; olduğu gibi!!

2011-12-20 11:43:00
farklı; olduğu gibi!! |  görsel 1

"Olduğun gibi davran" sözünü en çok kullanıp, farklılıklarını ortaya koyduktan sonra da "sivrilmekle" suçlayan tek millet bizimki sanırım. Devamı

sen

2011-12-19 17:35:00

                    Işıklar var dışarıda. Sesler yükseliyor ara sıra. Kendi kendine konuşuyor adamın biri, konuşmaktan çok bağırıyor gibi. Sıra dışı kabul edilecek bir davranış, ülkemde deli derler böylelerine. Ben mi? ben hiç yadırgamadım böylelerini, yadırgamam da… Aksine saygı uyandırmıştır hep.                 Işıkları gözetliyorum, siluetleri izleyip hikâyeler yazıyorum kendimce. Seni düşünüyorum sonra. Seni koyuyorum yerlerine, yürüyüşünü, kollarını sallayışını, saçına dokunuşunu, oturuşunu, bacak bacak üstüne atışını… Bütün zihnime hakim oluşunu, her şeyinle; kokun, sesin, tenin; bir virüs gibi ruhumu ele geçirişini izliyorum.          Yok oluyorum… Ben kalmıyor. Her şey bitiyor. Geride bir sen kalıyorsun…                 Devamı

fotoğraf açıklaması

2011-12-16 00:25:00
fotoğraf açıklaması |  görsel 1

Devamı